10 Temmuz 2011 Pazar

İYİ Kİ DOĞDUM...




İyi ki doğdum, bak ne güzel bir kız oldum... diye devam eden Nil Karaibrahimgil şarkısını söylediğim yılları anımsayıp gülümsedim bugün.Çünkü bugün benim doğum günüm, sarhoş değilim ama yastayım, sebep mi: YAŞLANDIM! Şaka şaka. Bu sebepten değil ama ne bileyim yastayım işte. Doğum günleri muhasebe günleridir benim için, e hafif depresif olduğumda hesaba katılırsa, öyle eğlenceli geçen partilerle kutlanan doğum günlerim olmadı hiç. Hele ki arkadaşlarla kutlanandan hiç olmadı. Temmuzun ortasında kimi bulursun ki, herkes tatilde.Bütün kış okulda arkadaşlarımın doğum günlerini kutlayan ben kendi doğum günümde 'ama bu haksızlıııkkk' çığlıkları atardım :) Neyse gelelim bugüne yirmi sekiz mi oldum, yirmi dokuzdan gün mü aldım bilmiyorum, bilmekte istemiyorum, soranlara 83'lüyüm deyip geçiyorum. Zaten o hesaplara hiç girmeyelim, girdik mi yüzyılın sorunu oluyor :) Böyle işte, iyi ki doğdum.Doğum günlerinin hayatımın en önemli olayı olduğu yıllardan, anlamını yitirdiği, buruk kutlanan yıllara geleceğim aklıma bile gelmezdi...gerisi bende kalsın...

15 Mayıs 2011 Pazar

Müjdat GEZEN

Müjdat GEZEN günüydü bugün bizim için. Her yönüyle mükemmel üstat bize çok anlamlı anlar yaşattı. Buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Kaçıranlar derdine yansın! İyi ki varsın Müjdat GEZEN!

5 Mayıs 2011 Perşembe

BAŞLIK DÜŞÜNMEDİM

Birşeyler yazmak geldi içimden, ne hakkında, ne üzerine olduğunu bilmeden aldım kalemi kağıdı elime. Böyle zamanlarda çok rahat ve huzurlu hissediyorum kendimi, yazmak iyi geliyor. Ardı arkasına birçok şeyden bahsedebilirim şu anda. Son zamanlarda neler yaptığımdan mesela... Yoğunluk seviyesi hiç düşmeyen hatta zaman zaman artan haftalar hızla akıp gidiyor hayatımdan, neredeyse bir yıl daha bitecek hiç dinlenme fırsatı bulamadan. Bazen ben mi plansız çalışıyorum diye düşünüyorum ama hakikaten hiç dinlenmeye zaman ayıramıyorum. Belki de dinlenme anlayışımı değiştirmem gerek. Önceki yıllarda daha fazla işler yapmama rağmen kendime zaman ayırabiliyordum, hatta zaman zaman canımın sıkıldığı, ne yapsam acaba diye düşündüğüm anlar bile oluyordu. Ne komik, şimdi tam tersi bir hayat yaşıyorum. Aradaki farka bakıyorum, ne değişti diye, çok fazla şey değişmemiş aslında. Önceleri küçük yerlerde yaşamıştım, ulaşımla vakit kaybetmiyordum mesela. Bunun gibi küçük şeyler değişmiş aslında ama hayatta fark yaratan şeyler 'küçük şeyler' değil midir aslında? Düşünüyorum da şimdi o kadar vaktim olsa kütüphaneler devirebilirdim. Doya doya kitap okuduğum geniş zamanlara hasret kaldım. Umudum yaz tatiline. Gerçi insanoğlu nankör, değil mi? Yaz tatilinde de sıkılırmışım :) Yok yok söz veriyorum sıkılmayacağım, bol bol dinleneceğim inşallah. Yoğunluktan ertelediğim şeyleri telafi etmeye çalışacağım, her ne kadar 'ertelemeye' karşı biri olsam da ( zira telafi edebilecek kadar vaktimiz olmayabilir , nihayetinde ölümlüyüz.) Hayatıma kattığım diğer bir değişiklikten bahsedeyim. Yaklaşık iki aydır bir spor salonuna gidiyorum. Düzenli olarak gitmeye çalışsam da arada devamsızlıklarım oluyor. Şimdi mesela. Şu anda orada olmam gerekirken bu yazıyı yazıyorum. Neden mi? (Umarım) baharın son yağmurları, gök gürültüleri, şimşekleri var dışarıda. Koltuğun bir köşesine sindim hem korkuyor hem yazıyorum. Neyse plates, yoga, latin aerobik, step aerobik ve fitness yapma fırsatı buldum salonda. Çok memnun olduğum ve pozitif elektrik aldığım bir rus hocam var. Çok seviyorum onu. Derslerimiz adeta terapi gibi. Hayatımdaki mutlu edici 'küçük şey' ; spor yapmak. Kendimdeki ilerlemeyi gördükçe mutlu oluyorum. Bakın, yazacak birşey yokmuş gibi görünse de birçok şeyden bahsedilebiliyor. Şimdilik bu kadar. Tekrar yazmak, daha sık yazmak istiyorum. Görüşmek dileğiyle...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

FIRILDAK



Dün akşam izledik bu oyunu.Hakkında fazlasıyla yorum yaptık, tartıştık. İzlerken ise kah düşündük kah ağlanacak halimize güldük. Bildiğim kadarıyla önümüzdeki günlerde farklı illerde merak edenler izleme fırsatı bulacaklar, onlara iyi seyirler diliyorum:) Peki izleyeniniz var mı?

20 Nisan 2011 Çarşamba

BEN GELDİİİİMMMMMMMMM:))))))))))))))))))))))

Sonunda engelleme kalkmış.Biraz önce yine bir şansımı deneyeyim diye baktım, yine o kırmızı yazının çıkacağını sanmıştım ama açılıverdi bloğum.Çok mutluyum:) Artık kavuştum bloğuma, kalbime :) Yeniliklerle burada olacağım inşallah!Herkese sevgiler...

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bir Kitap Okudum ve Hayatım Değişti!

Bir kitap okudum ve hayatım değişti. İnanmayacaksınız ama öyle oldu. Kişisel gelişim kitaplarına karşı antipati geliştirmiştim. Zira yaşadığımız topluma uymayan başarı öyküleri ve öğütlerle doluydu çoğu. Şöyle yaparsan huzurlu yaşarsın, böyle yaparsan mutlu olursun, buna inanırsan zenginlik kaçınılmaz gibi bir sürü vaatler (ben kalıpların işe yaramadığını kişinin kendine özgü yöntemleriyle hayatını çizdiğine inanmıştım). İşte bu sebepten 'okumuyorum arkadaşlar' diyordum. Bir arkadaşım bana bu tarz bir kitaptan bahsettiğinde yine aynılarını söyledim. Aradan bir zaman geçip, elimdeki kitaplardan seçim yapamadığım bir gün 'hadi' dedim, 'senin şu kitabı ver de okuyayım ve bakayım dediğin kadar var mıymış?'. Sağolsun verdi ve ben yine önyargılarımla başladım kitabı okumaya. İlk başlarda pek sarmadı ama başladığı işi bitirme alışkanlığına sahip biri olarak bu kitabı da bitirmeliydim. Okudukça 'denemeye değer', 'neden olmasın' gibi cümleler kurmaya başladım. İyi ki de yazılanları deneme sabrını gösterebilmişim. Denediklerimde başarılı olunca kitaba karşı ilgim de arttı doğal olarak. İşte bu süreçte tıpkı kitapta yazdığı gibi (daha önce de denediğim gibi) bir sabah uyandım ve sevinçten havalara uçarak bugünün çok özel ve güzel bir gün olacağını söyledim bağırarak :) Evrene mesajlarımı da göndermeyi ihmal etmeden:) İşte o gün değişti hayatım. Öğleye doğru (henüz memlekete tayin isteyebilmem için iki yıl daha beklemem gerekirken ve bütün planlarımı da ona göre yapmışken) tayin isteme (şansı)hakkı doğduğunu ve bunun bu seneye mahsus bir uygulama olduğunu öğrenince bu günün gerçekten güzel bir gün olduğuna karar verdim. Tüm bu anlattıklarım geçtiğimiz mayıs ayında gerçekleşti. Artık memleketimde görev yapıyor ve kendi evimde oturuyorum. Tamam kabul ediyorum kitabın etkisi bir zaman sonra geçiyor ama ben motivasyonumu kaybettiğimde okuduklarımı hatırlayıp silkeleniyorum. Ama o zamanla bu zaman arasındaki fark; artık olumlu düşünmenin, kararlı olmanın ve gülümsemenin gücüne her şeyden çok inanıyor olmam. Dua etmenin güzelliğine ve gücüne zaten diyecek bir şeyim yoktu. İşte böyle... Emin olun arkadaşlar denemekle hiç birşey kaybetmiyorsunuz ve emin olun denemeye değer. Beyninizi olumsuzluklardan kurtarmak hayatta yapacağınız en önemli ve gerekli şey. Gerçekten de hayatınız değişecek, istedikleriniz sizi hemen bulmasa bile ruhen güzelleşmek her şeye değer. Bununla ilgili tabi ki çok kitap var bana 'SECRET' denk geldi. Belki onu okumak istemem de kaderdi bilemem. Ama hangisini okursanız okuyun yukarıda yazdığım duanın, olumlu düşünmenin, kararlılığın ve gülümsemenin gücünü keşfettiğinizde( yaşadığımız hayatın koşuşturmaları içinde unuttuğumuz) hayatınız değişecek!

20 Şubat 2011 Pazar

Safiye Sultan!


Bildiğiniz gibi Safiye Sultan serisini okuyorum. İkinci cildini yarıladım, hatta biraz geçtim bile. Şimdilik özetliyorum; hani hep Hürrem Sultan konuşuluyor ya (ki ben farklı düşündüğümü Moskof Cariye Hürrem başlıklı yazımda belirtmiştim.) Safiye Sultan'ı okuyunca Hürrem'e haksızlık edildiğini düşündüm. Gerçekten olağanüstü şeyler yapmış ve okudukça daha neler yapmış diye merak ediyorum. Çok farklı bir kişilikmiş vesselam. Okuyunca neden hala adından sözedildiğini anlayacaksınız siz de.Okuyanlarınız varsa zaten ne demek istediğimi daha iyi anlar. Entrika sözcüğü bu kitaba daha çok yakışmış sanki ( 'Hürrem de entrikamı çevirmiş ' diyorum okurken). Yazar olayları bir hadımın ağzından anlatıyor. Gerekçesini ise;' kadın ve erkek dünyasını aynı anda gözlemleyebilecek olan yalnızca onlardı' diye yazıyor.Düşününce mantıklı bir tercih gibi görülüyor ne dersiniz?