31 Aralık 2010 Cuma
MUTLU YILLAR
30 Aralık 2010 Perşembe
Yılbaşı Menüm :)


27 Aralık 2010 Pazartesi
Doğan CÜCELOĞLU
Gelelim konferansa; gittiğime değdi mi EVET hem de FAZLASIYLA. Bazen hüzünlendim, bazen de gülümsedim aslında ne kadar acı olan ve farkında olmadan yaptığımız onca yanlışa... Ders çıkardım ,kendi payıma düşeni almaya çalıştım. Kulağıma küpe olsun dedim, birşey yaparken artık aklıma gelsin de kendimi frenleyeyim dedim, aklımın bir köşesinde yer etsin dedim, yazdım bir bir akıl defterime. Çok çok çok can alıcı nokta vardı Prof.Dr. Doğan CÜCELOĞLU'nun sözlerinde. Siz de böyle bir fırsat yakalarsanız sakın kaçırmayın mutlaka gidin derim , gidin de şöyle bir gözden geçirmek fırsatı bulun hayatınızı, kendinizi, eşinizi, doğacak bebeğinizi, çocuklarınızı,işinizi, ailenizi, varlığınızı...
Çok teşekkür ederim Doğan CÜCELOĞLU'na, bana yeni bir bakış açısı kazandırdığı ve yeni ufuklar açtığı için.
24 Aralık 2010 Cuma
1. Antalya Konyaaltı Kitap Fuarı



29 Kasım 2010 Pazartesi
Görüşemediğimiz Zamanlarda Okuduklarım



'Senden Başka Yok', 'Pasaklı Tanrıça' tadındaydı. Kitabın üzerinde de yazdığı gibi bu derece yürek burkan bir hikaye bu derece komik bir dille anlatılamazdı.Bana biraz 'Not: Seni Seviyorum' filmini anımsattı.Akıcı bir dili var.Daha sonra ise 'Bir Gün' isimli kitabı okudum.Çok fazla yorum yapmak istemiyorum.Hala ülkemizde çözemediğimiz sorunları hikayeleştirmiş. Kitabı okuduktan sonra internette hakkında çok fazla yorum buldum,yayınlandığı tarihte üzerinde çok konuşulmuş ve hala kitabı okuyanlar tarafından üzerinde konuşulup tartışılmakta. 'Bir Çatı Altında'adlı kitap ise Kerime Nadir tarafından yazılmış.İkinci el kitap merakıma yenik düştüğüm sıralarda eşim almıştı bana .
Hoştu ben nostalji sevdiğim için belkide beğendim. Çok sürükleyici olduğunu söyleyemem ama kendine has bir kitap,dili ise Türk filmi tadında.
1 Ekim 2010 Cuma
Yaza sığdırdıklarım...



22 Eylül 2010 Çarşamba
Sonunda 'Ev'lendik :)
İşte başımdan geçenlerin,yoğunluğumun özetinin özeti bu. Kısaca çok yorulduk ama değdi.Artık daha sık yazabilirim, bir daha bu kadar ara vermemeyi hedefliyorum. Sevgiyle, sağlıkla kalın.
10 Temmuz 2010 Cumartesi
VEDA
25 Haziran 2010 Cuma
Aaaahhhhh ah
26 Mayıs 2010 Çarşamba
Türkiye'nin ilk ve tek anasınıfı trampet takımın sanırım ben kurdum.
Türkiye'nin ilk ve tek anasınıfı trampet takımın sanırım ben kurdum. Bu sadece bir deneme çekimiydi tamamını çekemedim maalesef.Bilmem nasıl oldu?
20 Mayıs 2010 Perşembe
GEZİ NOTLARI-1 MUĞLA
4 Mayıs 2010 Salı
GEZİ NOTLARI-1 AKYAKA
Uzun zamandır çalışıyor olmanın verdiği yorgunluk, baharın bir türlü gelmek bilmemesi, havanın bir güneşli bir yağmurlu halleri vb. sebeplerle bunalmış ve tatil moduna erken girmiştik ki soluğu Muğla/Akyaka'da aldık. Tüm hava tahminleri yağışlı gözükmüşken ve sağanak bir yağmur-dolu karışımına yakalanmışken gözümüzü karartıp çıktık yola. İyi ki de çıkmışız, Akyaka'da güneşin ve denizin tadına vardık.
Uzun zamandır planlanan ama işlerden dolayı fırsat bulunamayan, hatta ve hatta öncesinden neler yapılacağının listesi bile hazırlanan iki günlük Akyaka tatili sonunda anı defterimizde yerini aldı. Hem de tüm yağış tahminlerine inat güneşli ve mavi-yeşil.
Neler mi yaptık?Merak etmeyin hepsini anlatacak size Akyaka'yı bir güzel tanıtacağım. Biz Akyaka'nın meşhur Kadın Azmağı kıyısında yer alan otellerden birini tercih ettik. Cuma akşamı yerleştiğimiz otelde, cumartesi sabahı lezzetli ve doyurucu bir kahvaltı yaptıktan sonra Akyaka'yı Keşif Turu'na çıktık. Tabi ki yapılacaklar listemde bol bol fotoğraf çekmek vardı ve hemen başlamak gerekliydi. İlk işimiz malum ani yapılan bir yolculuk olduğu için fotoğraf makinamın dolu olan hafıza kartını bir fotoğrafçı bulup boşaltmak olmalıydı. Kapalı olan fotoğrafçının yerine bir internet kafe sahibi yardımcı oldu bize. Hafıza kartının boşaltılmasıyla çekimler başladı. Tatil boyunca havasına ve doğasına hayran olduğum Akyaka'da yaklaşık 80-100 adet fotoğraf çektim. Gerçekten çok doğru bir seçimmiş Akyaka.
Bir güne çok fazla şey sığdırdık. Akyaka'nın merkezinden Çınar Plajı'na uzanan yolu yürüyerek başladık. Bu sırada her yerde güzel, sıcak ve zarif duruşuyla sizi Akyaka'ya hayran bırakan evlerden, apartlardan söz etmeliyim. Ev ve apartlara hayranlıkla bakarak yürürken yönümüzü sahil yoluna çeviriyoruz. Ormanın içinde yaptığımız kısa yürüyüşün ardından deniz ışıl ışıl kendini gösteriyor. Tam sahil kenarındaki hoş kafelerden birinde kahve molası vermeyi düşünürken sağ tarafa doğru devam eden bungolowların olduğu kamp alanına yöneliveriyoruz. Bu keyifli yürüyüş sırasında çadır kamplarını ve bungolowları, bir tarafımız ihtişamlı ağaçlarla, diğer tarafımız yanar döner denizle çevrili yoldan izliyorve sahile inen merdivenlere doğru yöneliyoruz. İhtişamlı ormana arkamızı dönüp, havasını hala derin derin içimize çekerek ve güneş ışıklarından yanar döner denizi izleyerek sahil kenarına iniyoruz. Cuma gecesi otelde yediğimiz harika yemeğin ardından deniz havası almak için geldiğimiz sahil, gündüz denize giren insanlarla dolmuştu. Hafta sonu denizin ve güneşin tadını çıkarmak isteyen herkes oradaydı. Biz de artık kahve molasının vaktinin geldiğini düşünerek tümü gibi denize sıfır bir kafeye oturduk. Kahvemizi yudumlarken içimi ısıtan güneş ve beni neşelendiren, denize giren insan manzarası eşimle yaptığımız güzel sohbete eşlik etti. Tabi kısa bir süre sonra malum bademcikleri hala biraz şiş olan ben ve sevgilim denize sadece ayaklarımızı sokmakla yetinecek ve dalgalar ayağımıza vura vura tüm sahili yürüyecektik. İşte bu tatlı yürüyüşün sonu Azmak Turu'na bağlandı. O müthiş tekne turunu daha fazla anlatmak isterdim ama bu güzelliği fotoğraflarla anlatmayı tercih ettim. Eee artık acıktığımızı hissedip Akyaka'da yenmeden geri dönülmemesi gereken 'balık ekmeği' denemeye gittik. Çok da memnun kaldık. Ekmek arası mezgit... (Pazar günü yine yedik :)))
Daha neler mi yaptık?Cuma akşamı başlayıp pazar öğleden sonraya kadar kaldığımız Akyaka'da;
Hamle Hotel, Golden Roof, Mevsim Lokantası, Vız Vız, Spıca Cafe uğrak yerlerimiz oldu.
Gezi Notları'nın ikinci durağı Muğla oldu. Orada neler yaptığımı yakında paylaşacağım
Sevgilerimle...
29 Nisan 2010 Perşembe
ÇİLEK ve PUDRA ŞEKERİ
21 Nisan 2010 Çarşamba
??????
12 Nisan 2010 Pazartesi
ZEBRA KEK
6 Nisan 2010 Salı
Sizde de böyle mi bu aralar?

19 Mart 2010 Cuma
KUZEYİN OĞLU...

15 Mart 2010 Pazartesi
Bugünlerde 'Ben'...
8 Mart 2010 Pazartesi
TÜM DÜNYA KADINLARINA…
Ben tam tersine böyle günlerin ‘özel günlerin’ kutlanmasını gerekli buluyor, bu günlerin, insanların özel paylaşımlar içinde bulunması için gerekli olduğunu düşünüyor ve erkeklerin senede en azından bir gün, kadınların düşünülmesi, onlara verilmesi gereken değer ve duyulması gereken saygı konusunda kendilerini değerlendirme fırsatı bulması açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Sadece erkeklerin değil, kadınların kendilerini değerlendirmesi, kendi iç hesaplaşmalarını yaparak belki de hayatlarında yapacakları ya da uzun süredir yapmayı planladıkları değişikliklerin hatırlanması ve hayata geçirilmesi, kadın olmanın özelliğinin, güzelliğinin ve kutsallığının hatırlanması ve kadının kendini yenilemesi için bir alarm, bir hatırlatma, senede bir gün yapılan bir iç hesaplaşma olarak görüyorum.
Kadınların bu günü, etraflarındakiler tarafından hatırlanmayı bekleyerek geçirmek yerine kendi özlerine dönmek ve kendilerini dinleyebilmek için bir fırsat olarak görmelerini öneriyor, tüm bilinçli ve bilinçlenme yolunda olan kadınların kadınlar gününü kutluyorum.
Tabi ki kadın ya da erkek değil insan olarak bakmak gerek. Yukarıda yaptığım öneriler her insan için geçerli aslında, erkeklerde bunu doğum günlerinde yapabilirler mesela. Ama kadın olmanın özelliği, güzelliği ve kutsallığı tartışılmaz e hazır bir de kadınlar gününü bize hediye etmişler erkeklere ruhumuzu okşamak kalır. Bize her zaman güler yüz yeter, aşk yeter, değer yeter, yeter ki kıymet bilen olsun.
Sevgilerimle…
5 Mart 2010 Cuma
EYVAH EYVAH

21 Şubat 2010 Pazar
Unutulmayan Slowlar

16 Şubat 2010 Salı
ROMANTİK KOMEDİ
13 Şubat 2010 Cumartesi
SEDEF ÇİÇEĞİ
Bu öyküyü günceliçerik.blogcu dan aldım.
Tatil BittiArtık Buradayıııımmm...
Daha neler yapmadım ki. Sinemaya gitme fırsatım da oldu. 'Ejder Kapanı' sinemadan çıktıktan sonra keyiflendiğiniz, kahkahalar attığınız bir film değil, aksine düşündüren ve bazı acı gerçekleri gördüğünüz, hüzünlendiğiniz bir filmdi. Kitaplara bakma fırsatım da oldu fazlasıyla. Her ne kadar aradıklarımı bulamamış olsam da :( Ayşe Kulin'in 'Bir Gün' adlı romanını aldım. Genelde yaptığım gibi okunmuş,orjinal ama ikinci el. Bir de eşimin sahaflardan benim için seçtiği yaşanmışlık dolu 'Kerime Nadir' kitaplarını da sayarsak üç tane daha kitabım oldu.Okudukça sizinle paylaşacağım.
Sevgiyle Kalın
BAŞKA DİLDE 'AŞK'

Gece'nin Kanatları

11/01/2010
Seven Ne Yapmaz?

Moskof Cariye Hürrem

GÜNEŞ YİYEN ÇİNGENE

'Bir insanın kendini böyle kesin biçimde ikiye ayırabilmesinin faturası nedir acaba?'
'Ne evlenip, eski dostlarından elini eteğini çekecek şişirme bir kişilik, ne evliliğe karşı olduğunu yırtınıp, sonra ilk fırsatta çiçeklerle süslü bir arabaya kurulup, gelinliğinin fiyatıyla için için gurur duyacak bir sahte bağımsız ne de erkek düşmanı yanlış bir feminist!'
'Yaşam aslında bir, öncelikli seçim meselesidir!'
'Aşkın açık formülü; ortak amaçlara, benzer yollardan erişmeyi planlayan iki kişinin uygun şartlarda biraraya gelmesidir.'
GENİŞ ZAMANLAR
Şimdiki Çocuklar Harika

25/12/2009
EN SEVDİĞİM; AŞURE
1 kg buğday
250 gr nohut
250 gr fasulye
Yarım kg kadar kuru kayısı
Kuru incir
Yarım kg tuzsuz fıstık
Yarım kg tuzsuz badem
Yarım kg ceviz
1 adet portakal
1 adet portakalın kabuğu
1 adet limonun kabuğu
1 adet elma (kırmızı, tatlı olanlarından)
1 çorba kasesi kadar çekirdeksiz kuru üzüm
1 çorba kasesi çekirdekli siyah üzüm ve kuş üzümü karışımı
1 avuç kadar pirinç
1 avuç kadar bulgur
1 tutam tuz
2 su bardağı süt
3 çorba kaşığı kadar buğday nişastası
2 kg şeker
Süslemek İçin;
Susam
Çörekotu
Tarçın
Hindistan Cevizi
Nar
Hazırlanışı:
Buğday, fasulye ve nohut akşamdan ıslatılır. Ertesi gün tüm bunlar sıra ile düdüklü tencerede pişirilir. İlk önce buğday pişirilir ardından diğerleri pişirilir. Bu sırada kayısı ve incirler 3-4 parçaya ayrılır. Kayısı ve incirler ayrı ayrı biraz suda çok az haşlanırlar.(Kayısı kaynama suyuyla birlikte eklenir fakat incirin suyu aşurenin rengini bozacağından suyu dökülerek sadece incir eklenir.) Üzümlerin çöpleri ayıklanır, fıstıkların da kabukları temizlenir.Portakal ve limon kabukları ince ince doğranır.Elma ve portakal da ince ince dilimlenir.Cevizler elimizle iri parçalara ayrılır.Aşureyi yapacağımız tencereye önce buğday ardından da diğer bakliyatlar alınarak ara ara karıştırılarak pişirilmeye başlanır.Bulgur ve pirinç de eklenir.Daha sonra tek tek listede yazan malzemeler eklenmeye başlanır.
Portakal ve limon kabuğu aşureye farklı bir aroma verir. Süt ise hem kıvam verir hem de çerezlerden dolayı aşurenin kararmasını önler.Süt kesilmemesi için biraz ısıtılarak ilave edilmelidir.Nişasta ise önce biraz suda ezilmeli ardından aşurenin suyundan alınarak ılık hale getirilmeli ve daha sonra aşureye eklenmelidir.Nişasta da aşureye kıvam verecektir.Bu şekilde biraz kaynatıp tam olarak piştiğinden emin olunca ocaktan alınıp servis yapılabilir.
NOT: Üzerini süslemekte kullanacağımız susam ve çörekotunu biraz kavurursak daha lezzetli olacaktır. Badem ise biraz suda çok az süre ile kaynatılmalı ve kabukları soyulduktan sonra aşureye ilave edilmelidir.
Benim verdiğim ölçü ile çok miktarda aşure elde ediliyor.Ben bu miktarda, çerezi bol ve şekerli sevdiğim için böyle tercih ettim.Siz ölçüleri azaltabilirsiniz.AFİYET OLSUN
Farklı bir hediye...
Kişiye Özel Bir Çerçeve İsteyenlere...

İhtiyacımız olan malzemeler:
Yarım mukavva
İstenilen renklerde elişi kağıdı
1 adet asetat kağıdı
Süslemek için pul
İstenilen renkte saten kurdela
Silikon
Mukavva istenilen çerçeve ebatında olacak şekilde iki adet kesilir. Bir tanesinin ortası ister resmin büyüklüğünde istenirse de oval olarak kesilir.İki parça da elişi kağıdı ile kaplanır.Çerçevenin ön yüzü olacak bölüme asetat kağıdı yapıştırılır(cam görevi görmesi için)Bunları birbirine yapıştırmadan önce herbir parçanın üç tarafına mukavvadan şeritler yapıştırılarak boşluk oluşturulur. Tüm bunlar yapıldıktan sonra iki parça birbirine yapıştırılır.Böylece şerit yapıştırılmayan dördüncü kenardan resim konulabilecektir. Arkasına da ayak yapılır.Ayak iki tarafındanda düz olarak kesilirse hem yatay hem de dikey olarak kullanılabilir.Son olarak da üzeri süslenir. Ben pul ve saten kurdeladan yaptığım gülleri kullandım.Siz nasıl yapmak isterseniz.Dilerseniz renkli tüyler de kullanabilirsiniz.
ÇİKOLATA KUTUSU
Bu da kendim için :)
KIZ BEBEKLER İÇİN HEDİYE :)
Eski Dostum!!!!!!!!!

Yıllar sonra yeniden. On yıl, tam on yıl sonra yeniden. Ne çok özlemişim meğer...
Sıra arkadaşımdı ortaokulda,dostumdu, gitti, mektup arkadaşım oldu. Rüzgar esti sonra, daha da şiddetli savrulduk ayrı yönlere, yörelere. Uzun sürdü esintisi. Taa neden sonra farkettik birbirimizi nasıl olup da kaybettiğimizi. Bir ipucu yakaladım sonra. Yıllar sonra. Sürdüm izini. Ondan önce buldum en saf zamanlarımı, bu zamanlara şahit olanımı. Nostalji yaptık biraz, biraz günümüzden...
Canım arkadaşım; on yıl sonra yine bulduk birbirimizi, tekrar kaybetmemek dileğiyle...
Yeniden Hoşgeldin Özlem.
YAŞAM; EN GÜZEL FİLM...

Hayatım film olsun istiyorum bazen ya da roman. Ne güzel olurdu. İnsanın kendine dışarıdan bakmaya çok ihtiyacı var bence. Yaptıklarımı, belki de kendimin bile hatırlamadığı birçok şeyi izlemek. Nasıl bir duygu acaba? Öncesinde heyecan verici olduğu kesin ama insan herşeyle yüzleşmeye hazır mı acaba? Görmediklerini görmeye...
Bunu gerçekten isterdim. Ama mümkün olduğunca objektif olmasını da isterdim. Bu hayatımda alabileceğim en güzel hediye olurdu herhalde. Hayatımı anlatan bir film ya da roman... Kimbilir farkında olmadan yaptığımız ne çok şey var. Bir de bunların bedelini ödedik tabi. En ağır olanı da bu olsa gerek;farkında olmadan yaptıklarının bedelini ödemek. İşte bu ve bunun gibi birçok hüzün verici olayla birlikte yine hatırladığımız, hatırlamadığımız tüm sevinçleri, kahkahaları bir dizi görüntü olarak izlemek, dışarıdan biri gibi. Bu çok tuhaf. Bu imkana sahip olmuş insanları gerçekten çok şanslı görüyorum. Ama yaşananları onlara sormak gerek.
Son gittiğim film 'Melekler ve Kumarbazlar' gerçek bir yaşam öyküsü. Filmden çıktıktan sonra, gerçek kişilerin filmi izlemeye nasıl katlanabildiklerini düşündüm. Aslında yaşamlarının tamamı değil, sadece yaşamlarından bir kesitti anlatılan ama tüm yaşamlarını değiştirmeye yetmişti. Böylesine ciddi bir olayı film olarak izlemek gerçekten yürekli olmayı gerektirir.
Nihayetinde çok iyi düşünüp, iyi karar vermek gerek. Haa benim gibi nasıl olursa olsun bu benim hayatımdı izlemeye değer diyorsanız o başka, inşallah olur.
YENİ YIIIIIILLLLL



Yeni yılın yaklaşması mutluluk verir bana heyecanla kaplanır içim.Yılbaşı kutlaması, bahanedir sevdiklerinle birlikte eğlenmek için, piyango biletleri; herkesin yeni yıl umudu. Yılbaşı çekilişi, kimin kime çıktığını merak ettiğimiz hatta meraktan çatladığımız :) Ne alsam diye düşünerek yeni yıla kadar geçirdiğimiz heyecanlı günler ve yılbaşı günü akşam üzerleri yaşanan tatlı telaş, sokaklarda koşuşturan insanlar ve belki de kar yağışının ilk anları...
Daha şimdiden herkese sağlıklı,mutlu, huzurlu,başarılı, güzel sürprizlerle dolu bir yıl diliyorum. Yeni yıl için dilenen tüm dileklerin kabul olması dileğiyle.
Hoşgeldin 2010.Hoşgeldin Yeni Başlangıçlar. Hoşgeldin Şans. Hoşgeldin Başarı...